Neden Amerika?

Genç yaşlı hemen hemen herkesin Amerikan Rüyası (American Dream) olmuştur, belki de Amerika’ya gitmek hala hallerimizi süslüyordur. Güzel bahçeli bir ev, araba, bahçede koşan köpek, eş ve çocuklar.. Ülkemizde geçmişte daha fazla olan Amerika’ya gitme isteği aslında biraz da hem Amerika’nın dünyada hegemon güç ve kültür olması hem de Türkiye’nin Amerika ile yürüttüğü paralel politikalar sebebiyle gerçekleşen kültürel etkileşimden kaynaklanıyor. Giyim modası, dinlenilen müzikler, sinema sektörü.. hepsi Amerika merakı uyandıran etkenler..

Aslında Türkiye’de yaşayan biri için yurtdışına çıkmak genelde çok pahalı gibi görünse de son zamanlarda gerek özel havayolu ulaşım şirketlerinin artması ve bunla beraber gelen rekabetin uçak fiyatlarını düşürmesi, öte yandan devletin pasaport ücretlerini düşürmesi gibi iyileştirmelerle birlikte Amerikan rüyası ulaşılmazlıktan kurtulmaya başladı. Fakat yine de farklı bir anakara olması ve ulaşmak için okyanusu aşmak gerektiği için de uzaklığı düşündüğünde hissettirdiği yeni hayat ve başlancıçlarla eski heyecan vericiliğini koruyor.

Kimi için New York sokaklarında umarsızca dolaşmak, kimi için Vegas’ta gece hayatı ve kumarın dibine vurmak, kimi için de Miami sahillerinde kafa dinlemek.. Üniversite öğrencilerinin ise günümüzde neredeyse %40’ı work&travel,intership yada dil okulu progamlarıyla bir şekilde Amerika’nın havasını soluyarak kendilerini geliştirmeye çalışıyorlar. Bunların hepsi Amerikan filmlerinde yada video kliplerinde kendilerini görüp, hayal ettiğimiz belki de hiç farketmeden içten içe yapmak istediklerimiz.  Fakat mevcut Türk aile yapısı ve kültürü sebebiyle de bir çoğu malesef ki gerçekleşememekte. Amerika’nın güzel yanları dışında içerdiği tehlikeleri de göz önüne aldığımızda ailelerin haklı yanları olsa da yurtdışına çıkmanın ve yurtdışı tecrübesinin ayrı bir vizyon olduğunu unutmayarak, çocuklarımıza kendi başına birşeyler yapabilme yetisi, kendi sorumluluğunu alabilme ve özgüven artırımını gözardı etmeden hayallerini gerçekleştirebilme şansı tanımalıyız.

Ayrıca Amerika’ya gitme isteği sadece kültürel etkileşimle olmamakla birlikte Amerika’nın yürüttüğü beyin göçü politikalarıyla da doğrudan ilişkilidir. Gerek global firmaların, gerekse köklü ve büyük üniversitelerin yürüttüğü beyin göçü politikalarıyla Türkiye’de kendini alanında ıspatlamış uzmanları yada öğrenciyken kendini bir şekilde göstermiş olan gençleri yüksek burs ve maaşlarla kazanmaya çalışmalarının da etkisiyle herkeste Amerika’ya giden çok kazanır ve rahat yaşar algısı oluşturmuştur. Alanında uzman olan akademisyenlerin yine Amerika’da toplanması sebebiyle de parası olan çoğu genç burs almadan da Amerika’da yüksek lisans yapmayı tercih etmektedir.

Sözün özü herkesi Amerika’ya gitmek için bir çok sebep bulabilir ama önemli olan sizin orada ne yapacağınız ve kendinize nasıl bir katma değer sağlayabileceğinizdir. Bu gerek yüksek lisans olur gerek kafa tatili olur gerekse çalışma hayatı olur. Üzerinde durmanız ve net olmanız gereken nokta gitmeden önce gittiğiniz zaman ne yapacağınızı ve ne amaçla gideceğimizi netleştirek olmalıdır. Rotanız olmadan çıkacağınız yolda rüzgar hangi yönden eserse oraya gidersiniz ve döndüğünüzde sadece gitmiş-gelmiş olursunuz. Karar sizin..

(Fotoğraflar Ayşe Selen Zarelli’ye aittir.)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *